Cuma, Kasım 2. 2007Oha kaç zaman geçti
Son yazı için Mart yazıyor arkadaş! Acınacak hale gelmiş Tayfa sayfam. Hoş Tayfa'nın geneli de böyle ama bahane olamaz. Forum'a yapılan çirkin saldırılarla uğraşırken, sayfayı yeniden toplarken iyice unutuldu burası. Oysa hayat sakin sakin devam ediyor. Marttan bu yana olan şeyleri anlatmaya internet yetmez ama uzun uzun yazamam. Çok fena bayarım. Özet geçeyim.
Öncelikle efendim Mayıs ayında mezun oldum. Belgeli, tasdikli, sertifikalı, onaylı, madalyalı uçak mühendisi oldum. YÖK'ün resmi sınıflandırması ile Havacılık ve Uzay Mühendisi... Mezun olduktan sonra Türkiye'ye döndüm ve Haziran'a kadar boş boş oturdum. Bir sürü insanla buluştum, öpüştüm, konuştum. Süper günler... Haziran ayını Vestel Savunma Sanayi'de staj yaparak çarçur ettim. Çok pişmanım çok... Birincisi Sanayii olması lazım adının ama değil. İsim koymayı da bilmiyorlar. Neyse bir ay orada bir şeyler yaptıktan sonra, iş için başvurdum. Bir yandan da daha önce staj yaptığım TAI'ye başvurdum. TAI, Ankara'da bulunduğundan git-gel zor oluyordu ama iş oldu. Vestel ise beni Ağustos'un sonlarına kadar oyaladı resmen ve sonra da part-time olarak asgari ücretle alalım seni dediler. Vestel'e cevap vermeye ihtiyaç görmeden TAI'de buldum kendimi. Döner kessem sokakta daha fazla kazanırım arkadaş! Deli ettiler resmen. Ağustos ayında şöyle bir Bodrum'a gidip geldim. Edirne'ye de gittim bir ara. Güzel şeyler oldu yani Vestel ile oyalanırken. 1 Ekim'den beri TAI'de mutlu bir şekilde çalışmaktayım. Bir ay doldu. Hayatımdan memnunum. Ankara'nın bayıklığı dışında pek bir problemim yok... Haydi bakalım inşallah yakında yeni yazılar gelir diyorum ve yazının son noktasını koyuyorum. Pazartesi, Mart 19. 2007
1. Yarış Özeti Gönderen Burak Bağdatlı
konu başlığı: Formula 1 saat:
16:19
Görüşler (0) Bırakılan izler (0) 1. Yarış Özeti
Güncelleme: Geçen gün bu videomun silindiğine dair eposta geldi YouTube'dan. Formula 1 Yönetimi'ne göre bişiylerini ihlal etmişim. Kendilerine buradan Allah cezanızı verecek sizi gibi Bernieciler demek istiyorum. Geçmiş bitmiş yarışın 2-3 dakikalık görüntülerini analiz amaçlı yayınlamam kendilerini fena sinirlendirmiş anladığım kadarıyla. Özetle, aşağıdaki video çalışmıyor.
Pazar, Mart 18. 2007
2007 - 01 - Melbourne Gönderen Burak Bağdatlı
konu başlığı: Formula 1 saat:
23:04
Görüşler (0) Bırakılan izler (0) 2007 - 01 - Melbourne
Bence Alonso çok zayıf kaldı bu yarışta. Hamilton'dan daha iyi gidemedi hiçbir zaman. Pit stoplarda geçti zaten Hamilton'ı. Başlangıçta Hamilton oldukça iyiydi. Alonso ise çok yavaş start aldı.
Massa sonuncu başlayıp 6. oldu tebrik edilmesi lazım ama hatırlayın Räikkönen zamanında sonuncu başladığı iki yarışın bir tanesini ikinci diğerini birinci bitirmeyi bilmişti. Massa'yı sevsem de Räikkönen'le karşılaştırılabilmesi için çok erken bence. Yine de bu pist kolay geçişlerin yapıldığı bir yer değil. Performansını beğendim ben. Heidfeld örneğinde görüldüğü gibi yarışa daima sert lastiklerle başlamak gerekiyor. Bu sezonun bu yeni kuralını bütün takımlar iyi yorumladı ama BMW niye böyle bir şey denedi bilmiyorum. Yeni kurala göre yarışta iki tip lastiği de kullanmak zorundasınız. Bu da tek pit stop yapanların işini zorlaştırıyor. Bu sezon iki veya üç pit stop göreceğiz gibi her yarışta. Bu da heyecanı artıracağa benziyor. BMW'lerin performansı şaşırtıcıydı bence. Renault'un düşüşü dikkat çekiciydi. Red Bull da artık Renault'tan motor alıyor ve dikkatinizi çekiyorum çok gerideydiler. Adrian Newey bile kurtaramadı adamları. Daha sıralamalarda döküldüler. Räikkönen'in en hızlı turu, yarışın ikinci en hızlı turunu atan sürücüden 1 saniye faha hızlıydı. Burada araba ve sürücünün birbirine iyi uyum sağladığını görüyorum ve rahatlıyorum. Çünkü daha önce testlerde Räikkönen hep yavaş kalıyordu. Bu yarışta böyle bir uyumsuzluğun olmadığını gösterdiler. Ferrari hakkında söylemek zorunda olduğum bir şey var. Araba lastiği eritmiyor. Lastikleri en az aşındıran araba sanırım Ferrari. Massa örneğin yumuşaklarla yarışın yarısını gitti ama Heidfeld'i gördük adam dayanamadı. Ayrıca sert kullananlar bile pite girdiklerinde lastikleri tüketmişlerdi. Räikkönen'in lastikleri de hiç doğru düzgün aşınmadı. Aşağıdaki iki resme bi bakın. ![]() ![]() İkisi de yumuşak lastik. Räikkönen, Alonso'dan 3 tur daha önce girdi pite bir de. Hamilton bence yarışı zevkli hale getiriyor çaylak hataları ile. Formula 1'e iyi bir eklenti oldu. Haydi bakalım inşallah diğer yarışlar daha da heyecanlı olur. Sonuçlar, en hızlı turlar, pit stop özeti ve lastik seçimleri: ![]() ![]() ![]()
Pazartesi, Aralık 4. 2006Atlanta'dan Bıktım...
Binalar gökyüzünün yüreğini deler,
Bulutlar toprağın göğsünü döver. Dahası yok bu şehirde... Gün doğar, Batar... Kimse farketmez. Dün, bugün, yarın Anlamsızlığın anlamları. Perşembe, Kasım 9. 2006
Atatürk'ü anıyoruz... Gönderen Burak Bağdatlı
konu başlığı: Önemli Konular saat:
16:34
Görüşler (0) Bırakılan izler (0) Atatürk'ü anıyoruz...
Sizler, yani yeni Türkiye'nin genç evlatları! Yorulsanız dahi beni takip edeceksiniz... Dinlenmemek üzere yürümeye karar verenler, asla ve asla yorulmazlar. Türk Gençliği gayeye, bizim yüksek idealimize durmadan, yorulmadan yürüyecektir.
-M.K.Atatürk Pazartesi, Kasım 6. 2006History
There have been some international visitors of my website lately. I am sorry that I cannot write everything in two or three languages, I barely have time to write in one but felt like that I needed to put at least something here that is in English.
Here we go. Lately I've been entranced by some pictures I've seen... Pictures of the places, where Ottoman Empire has reigned for centuries... You should know that I have roots in Balkans (my mother's mother immigrated to Turkey from Bulgaria) and my father's roots actually go as far north as Crimea... Both of these places were ruled by the Ottoman Empire for more than centuries... Especially Bulgaria... Today a large number of Turks live in West Thracia, Macedonia, Bulgaria and pretty much everywhere in the Balkans. However, what amazes me is not the fact that Turks live there, it is how these lands enjoyed peace and cooperation during the Ottoman regime. My father just went to Macedonia and then to Serbia. What he saw made him proud of his ancestors yet the situation today saddened him. According to him "the religions are constantly in a contest, one builds a cross on a mountain, the other two minarets, that are just a little longer". Tensions are easy to escalate. Provocotive actions and speeches taint these nations. God help them... Most of the wars fought today are the remnants of the fall of this huge empire, Middle East, Northeast Africa, Balkans, Caucasia. As much as people argue that World War II shaped today's world order, it is not true. It was World War I for most parts of the world. Today, separatism fueled by the European powers, still runs deep in Middle East, genocide in Balkans is fueled by old Russian influences and Islamist revolutions in Africa are stemming from inefficiency of the articial states that exist in these regions today. I'm a staunch supporter of democracy and freedom but also a hardcore anti-separatist. Small states are not efficient and please don't try to prove me wrong saying that it works for Singapore, Monaco and several other special states. In the end, future is set and shaped by large states and populations, like China, like Russia, like United States (I'm sure some of you think I'm forgetting India, but you are fools if you believe that India will have influence on the world any time soon)... Separatism, a strategy probably invented by the Chinese, but only carried efficiently by the British, is a bane, and a disasterous outcome of the 18th and 19th century politics. It's nasty, it's cowardly, it's vile and it's as low as it can get. This is why I refuse to call colonial powers empires: they lack the unification tools of an empire. Slavery and exploitation has its roots in the European society and I argue that Europeans inherited this from Romans: A master state and its slave states. Everybody needs to serve Rome. Nevermind that you're from Africa and you don't give damn about the capital. Wasn't it this ideology that created the corrupt Catholic Church Organization? Wasn't it this mentality that spawned the crusades? Wasn't it this idea that led to the exploitation of the East? Wasn't it this ideal that Hitler had in his mind? Wasn't it this logic that created NATO, Soviet Union? Now what was I trying to accomplish with all this that I've written? There are different sides of things that you strongly believe in... Most members of this website probably do not think of the NATO as an evil organization. That is fine. Your calendar of knowledge should not start at 1945, 1776 or 1 and take the rest as given... Years are there only to serve as reference points. And your decisions will depend on your reference points. My point is that some of you learn about the world wars and think you know enough of history. Some people think politics was invented in the 18th century and many of you think that Christian views are the ultimate truth... All are wrong. The history started even before Moses was born, it evolved not only with wars but with cultures and cooperation between cultures, and there is no ultimate truth that a single person would come up with in this world. Truth is out there. What we think we know, are merely interpretations of it from different perspectives... Who are the bad guys? We all are. May God forgive us all... Pazartesi, Kasım 6. 2006Göçmen - Bülent Ecevit
Göçmen
Sevdiklerimin başında bir bilmediğim Görmediğim özlemediğim özlediklerimin başında Yurdum olmadan sıladayım Kimsem ölmeden yasta Yollarda gözlediğim ne Mektuplarda beklediğim ne Nereden sürmüşler beni buralar nere buralar nere, buralar nere Bir bildiğim olmalı, bilmez olmuşum Bir derdim olmalı, gülmez olmuşum Buralara konmuş göçmen olmuşum Bir derdim olmalı, gülmez olmuşum Bülent ECEVİT Cuma, Ekim 27. 2006
Güneydoğu Gönderen Burak Bağdatlı
konu başlığı: Önemli Konular saat:
09:06
Görüşler (5) Bırakılan izler (0) Güneydoğu
Allah bana burayı görmeyi nasip etsin.
Dünyada görmek istediğim o kadar çok yer var ki. Bu Osmanlı'nın büyüklüğü bana meydan okuyor adeta. Kırım ve Balkanları görmeyi her şeyden çok istiyorum. Güneydoğuyu da ikinci olarak istiyorum. Kışın geldiğimde gezsem mi şu Bulgaristan'ı, Makedonya'yı, Kosova'yı, Sırbistan'ı, Bosna'yı? Ne kadar zaman alır acaba? Perşembe, Ekim 26. 2006
Firefosss 2.0 Gönderen Burak Bağdatlı
konu başlığı: Önemli Konular saat:
14:00
Görüşler (0) Bırakılan izler (0) Firefosss 2.0
Bu aleti yüklerseniz üzülürsünüz.
Benden size tavsiye biraz bekleyin sonra yükleyin. Bir iki hafta yeterli olur herhalde. Bir sürü hata var ve birçok eklenti uyumsuz. Biraz süre tanıyın, Firefox 1.5 kullanmaya devam edin derim. Hatta IE7'yi deneyin hafiften. => http://www.microsoft.com/windows/ie/default.mspx Yok ben seni dinlemem Burak Bağdatlı, inatlan indireceğim ve kuracağım bu Firefosss 2.0'ı derseniz buradan buyrun: http://www.mozilla.com/en-US/firefox/all.html Salı, Ekim 24. 2006
Clan: Ventrue Gönderen Burak Bağdatlı
konu başlığı: World of Darkness saat:
20:35
Görüşler (0) Bırakılan izler (0) Clan: Ventrue VentrueVentrue her zaman kazanır. Neredeyse her zaman... Genelde diğer vampirler soylulardan nefret ederler ama Ventrue'nun yönetme kabiliyetini sorgulayan pek yoktur. Bu vampirler yönetmek için varlar adeta. Ventrue'nun en önemli silahı başkasının düşüncelerini ve fikirlerini değiştirebilmesidir. Kavga dövüşle araları pek iyi olmamasına rağmen genelde öldürülmesi zor tipler Ventrue vampirleri. Yeteneklerini daha çok para kazanmak, nüfuzunu artırmak için kullanıyorlar. Hem vampirler arasında hem de insanlar arasında tanınıyorlar ve Invictus'un düşünce yapısıyla uyuşuyorlar: Ölümlüler, güçtür. Ventrue, vampirlerin feodal yapısını çok ciddiye alıyorlar. Genelde babaları bunlara "bazıları yönetmek için, bazıları yönetilmek için vardır" felsefesini iyice öğretiyorlar. Eski çağlarda Ventrue soyluları ve devlet adamlarını Embrace ediyorlardı. Orta Çağ'da, şovalyeleri ve din adamlarını Embrace ettiler. Ticaret önem kazanınca, burjuva ve tüccarları saflarına kattılar. Demokrasi ve bürokrasi arttığı dönemlerde siyasetçileri ve kamu hizmeti görevlilerini Embrace ettiler. Mafya babaları da nasibini aldı ayrıca. Şu günlerde de bilimadamlarını, mühendisleri ve bilgisayar uzmanlarını saflarına katmayı düşünüyorlar. Güç daha bir gruba geçmeden Ventrue o grubu kontrol altına almasını iyi biliyor. Lakap: Lordlar Geçmiş: Genelde başarılı profesyoneller arasından seçiliyorlar. Sosyetenin en üst insanlarını Embrace eden Ventruelardan bazıları eski kralların soylarından gelenleri seçtikleri de oluyor. Kim Ventrue'nun işine yarayabilirse o Embrace ediliyor ama genel olarak. Evler: Yaşarken zengin olmadıysa bile, bir Ventrue ölüyken zenginliğe kavuşuyor. Bunlar şatolari, malikaneleri ev olarak kullanıyorlar. Bazıları gökdelenlerin çatı katlarını tercih ediyor (kalın perdeler şart tabi). Clan adetine göre sığınağa ihtiyacı olan bir Ventrue, başka bir Ventrue'nun evinde kalmayı isteyebiliyor. Ev sahibinin reddetme hakkı var ama reddeden büyük ayıplanıyor. Bu kural pek kullanılmıyor, çünkü Ventrue yardım istemeyi sevmiyor. Yine de her Ventrue'nun evinin en az iki misafiri barındırabilecek kapasitesi olması şart.Covenant: Invictus. Ordo Dracul'a katılanlar da var ama doğrusu Invictus. Görünüm: Ventrue, abartıya kaçmadan iyi giyinimli olmayı tercih ediyor. Renkli şeylerden çok daha ciddi şeyler giyiyorlar. Ama resmi ve pahalı giyinmeyi seviyorlar. Zümrelerini belli etmekten hoşlanıyorlar. Karakter: Sosyal, sosyal, sosyal! Araya ufak bir zihinsel üstünlük de katmak iyi olur. Sevdiği vasıflar: Presence veya Resolve Özel güçleri (Disciplines): Animalism, Dominate, Resilience Zayıf yanları: Güç sonunda bunların aklını bozabiliyor. Güç elde edebilmek için güç elde edebilmeye çalışıyorlar ve sonunda kandırmadıkları, kuyruğuna basmadıkları adam kalmıyor. Bu da herkesi kendilerine düşman etmelerine sebep oluyor. Ya herkesi yönetecek güce sahip oluyorlar ya da kül oluyorlar. Oyun dinamiği olarak dejenerasyon zarında başarısız olurlarsa, delirme* zarına -2 Humanity dezavantajı alıyorlar. Örnekler: CEO, rüşvetçi polis, elebaşı, rütbeli asker, köy ağası, patron, siyasi danışman, organizatör, emlakçı, müdüre Salı, Ekim 24. 2006
Clan: Nosferatu Gönderen Burak Bağdatlı
konu başlığı: World of Darkness saat:
19:35
Görüşler (0) Bırakılan izler (0) Clan: Nosferatu NosferatuLanetler bile eşit değildir. Lanetlenenlerin arasında bile dışlananlar vardır. İşte bunun en güzel örneği de Nosferatu clanıdır. İnsana benzerlikleri iki kol iki bacağa sahip olmalarından fazla değil Nosferatunun. Embrace'in bir yan etkisi olarak Nosferatuların derileri geriliyor, ayrılıyor kemikleri bükülüyor ve vücutları eğriliyor. Bunlar lanetin en çirkin yüzleri. Kimse Nosferatuların yüzüne bakmak istemese de en azından onlara saygı duyuyor ve herkes onlara ihtiyacı olduğunu kabulleniyor. Bu kötü görünüşlerinin intikamını diğer vampirleri küçük düşürerek alıyorlar. Nosferatular insanların içinde yaşayamadıkları için kendi aralarında yaşıyorlar ve birbirlerine çok bağlılar. Şehirlerde yaşayanlar, kanalizasyon, metro tünellerini genişletip inanılmaz labirentler yaratıyorlar. Bazıları mezarlarda kabirlerin içinde ölülerle beraber yaşıyorlar. Hatta terkedilmiş evlerde, perili köşklerde yaşayan Nosferatular bile mevcut. Nosferatular bilginin kaynağı oluyorlar. Her türlü haltı öğrenebilme kabiliyetine sahip olmanın yanı sıra birçok önemli eşyanın sahipleri. Aradığınız antik bir kitap varsa, ya bir Nosferatunun elindedir, ya da küçük bir ihtimalle Ventrue kütüphanesindedir. Nosferatular kendi tarafınızda olmasını istediğiniz bir clan çünkü hem çok değerli bilgilere sahipler hem de sizin hakkınızda da çok şey biliyorlar ve düşmanlarınıza her şeyi anlatabilirler. Lakap: Ürkünçler Geçmiş: Genelde dışlanmışlar arasından seçiliyorlar. Ayrıca kendi çaresine bakabilen insanları seçiyorlar çünkü sonsuza kadar yalnız yaşayacakları kesin gibi. Bazen sırf pislik olsun diye ünlü, güzel insanları Embrace ediyorlar. Evler: Yeraltı sığınakları, mezarlıklar, terkedilmiş evler... İnsanlardan uzak, güneşten koruyucu herhangi bir yer Nosferatu için iyi bir ev.Covenant: Özel bir seçimleri yok ama Invictus onlara hizmetlerinden dolayı çok iyi bakıyor. Görünüm: Çirkinlikleri o kadar çeşitli ki iki Nosferatu asla birbirine benzemiyor. Hepsinin derisi kösele gibi oluyor, renkleri soluyor. Biçimsiz parmaklar, kambur, kellik ve daha bir sürü bozukluk bunların neredeyse hepsinde var. Karakter: Fiziksel ve zihinsel özellikleri çok önemli. Sosyal özellik hiç ama hiç önemli değil. Sevdiği vasıflar: Composure veya Strength Özel güçleri (Disciplines): Nightmare, Obfuscate, Vigor Zayıf yanları: Çirkinlikleri, kötü kokuları ve auraları nedeniyle etrafta rahatsızlık uyandırıyorlar. 10-yeniden kuralı presence ve manipulation ile ilgili yeteneklerde geçerli değil. Intimidation bu listenin dışında tutuluyor. Ayrıca bu yeteneklerde her başarısızlık bir başarıyı götürüyor. Örnekler: Korkunç adam, hilkat garibesi, sadist manyak, koruyucu melek, sonradan görme, önemsiz hırsız, aykırı adam, fareler kralı, ispiyoncu, dalkavuk Salı, Ekim 24. 2006
Clan: Mekhet Gönderen Burak Bağdatlı
konu başlığı: World of Darkness saat:
19:33
Görüşler (0) Bırakılan izler (0) Clan: Mekhet MekhetMekhet clanı karanlığı çok seviyor. Bunlar adeta gölgelerin içinde yaşıyorlar. Karanlığın ve gizliliğin gücünden faydalanıp bu ölülerin dünyasında kendilerine yer edinmeye çalışıyorlar. Nereden ve nasıl saldıracaklarını kestirmek imkansız. Karanlığı adeta bir kitap gibi okuyorlar. Bunlar yaptıkları işleri ince yapıyorlar. Örneğin dövüşçü bir Mekhet, kaslı ve güçlü olmaktansa hızlı ve dengeli olmayı seçiyor. Ne yaparlarsa yapsınlar en iyisi olmaya çalışıyorlar. Her türlü işi yapan Mekhet bulmak mümkün ayrıca. Bir konuya odaklansalar da clan olarak bir seçimleri yok. Lakap: Gölgeler Geçmiş: Herkes embrace sonucu Mekhet olabilir ama genelde tutkusu olan insanları seçiyorlar. Embrace sonrası babaları bunları iyice eğitiyor. Eğitimsiz Mekhet yok gibi. Vampirizm ve clanları hakkında çok iyi bilgiye sahip olmadan ölümlü dünyaya adım atmıyor Mekhetler. ![]() Evler: Gençler genelde şehirde, kalabalığın olduğu yerde ev kuruyorlar. Çoğu apartman dairelerinde oturuyor. Yaşlı ve bilgili olanlar daha çok şehirden daha uzakta kendi kendilerine bir hayat sürüyorlar. Bunlar etrafta ghoul köpek bulunduruyorlar güvenlik için. Hatta bazı paranoyak Mekhet vampirler yer altında yuva kuruyorlar ve Nosferatu ile beraber yaşıyorlar (bazen rekabet ediyorlar). Covenant: Lancea Sanctum ve Carthian'ı tercih ediyorlar. Görünüm: Özel bir seçimleri yok. Hepsi farklı farklı stillerde giyiniyorlar. Karakter: Fiziksel ve sosyal özellikler çok önemli. Gölgelerde saklanmak için dengeli ve sessiz olmak gerekli. Sevdiği vasıflar: Intelligence veya Wits. Özel güçleri (Disciplines): Auspex, Celerity, Obfuscate Zayıf yanları: Günışığından ve alevlerden daha fazla zarar görüyorlar. (+1 aggravated) Örnekler: Antikacı, suikastçi, kazanova, diplomat, inzibat, Harpy, kılıç ustası, hacı, polis, falcı... Perşembe, Ekim 19. 2006
Kadir Gecesi Mesajı Gönderen Burak Bağdatlı
konu başlığı: Önemli Konular saat:
13:30
Görüşler (0) Bırakılan izler (0) Kadir Gecesi Mesajı Kur'an-ı Kerim'in, Hz. Muhammed'e aktarılmaya başlandığı, Allah'ın sonsuz merhametini ve kudretini kalplerimizin derinliklerinde hissettiğimiz mübarek Kadir Gecenizi tebrik ederim.
Salı, Ekim 17. 2006
Allah'ın belası Atlanta Gönderen Burak Bağdatlı
konu başlığı: Bilgisayar Soğutma saat:
21:59
Görüşler (0) Bırakılan izler (0) Allah'ın belası Atlanta
Dışarıdaki havanın nemi odama astığım muhteşem resimlerin hepsini berbat etti. Bütün kağıtlar böyle buruş buruş oldu ve bantlar yapışkanlığını kaybettiğinden dolayı duvara tutunmuyorlar.
Ne güzel de kaplamıştım duvarları be ya. Böhüeee! Bu projeyi böylece askıya alıyorum. İleride bir şeyler düşünürüz. Pazartesi, Ekim 16. 2006
Giriş Gönderen Burak Bağdatlı
konu başlığı: Bilgisayar Soğutma saat:
23:55
Görüşler (3) Bırakılan izler (0) Giriş
Bu gece dışarıda havanın soğuk olmasını fırsat bilerek camı açtım odada. Kazakla otururkene Medion marka leptapımda oyun açtım. Bu oyun 3-5 dakikada bir CPU sıcaklığını 75°'e vurdurduğu için yavaşçana çalışan bir oyundu. CPU sıcaklığı 62°'nin altındayken oyun mis gibi çalışırken 62°'nin üzerine çıktığında sıcaklık yeniden 62°'nin altına inene kadar oynanılmaz hale geliyordu.
Camın açılması ile oda sıcaklığı sabit olarak 20,0°'de kaldı. Bilgisayarın ve benim ısı yayışım ve dışarının soğukluğu bu sıcaklığı sabit olarak 20,0°'de tutuyordu. Ve mucize!!! Oyun hiç takılmadı! CPU sıcaklığı 62°'yi hiç geçmedi. Hatta 55°lerde kaldı sürekli. Bilgisayarımı kırmak ve parçalamak istiyorum. Bu araştırmanın ışığında bilgisayarın içine soğuk hava yerleştirmenin yollarını arayıp bulacağım. Geçen seferki projeden daha farklı bir şey zorlayacağım yalnız. Bardaklar mardaklar, soğuk hava boru hattı inşa etmek biraz saçmalık. Ayrıca bilgisayarın altında iki tane kocca fan bulunmakta şu anda kolpadan soğutma amaçlı. Tabi buzzz gibi soğuk hava dışında bilgisayarı doğru düzgün çalışmaya zorlayan bir düzenek olmadığı artık kanıtlandı. Ve böylece yeni bir projenin temellerini atmış bulunuyorum. Haydı hayırlısı. Bütün sıcaklıklar Celcius bazlıdır. Farklısını kullanan amerigandır, dombilidir ve hatta zapatimonzaryandır. |
Haftanın ŞeyiAlican'a teşekkürler... Hızlı AramaKonu başlıklarıGörülesi Siteler
StatisticsLast entry: 2007-11-02 01:58
22 entries written
11 comments have been made
0 visitor(s) online
Site Yönetim Arabirimisayaç |